MÜSLÜMANLAR ANCAK KARDEŞTİRLER – Didem Rahvancı

Müslümanların birlik ve dayanışma içinde olmaları, birbirlerini sevmeleri, birbirlerine bağlı olmaları kardeş olmaları Allah’ın bir emridir. Allah’ın bu emri yerine getirilmediğinde yani birlik yerine ayrılık, kardeşlik yerine düşmanlık, sevgi yerine nefret olduğunda, işte o zaman Allah’ın ayetinde de bildirdiği gibi fitneler baş göstermeye başlar.

İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

İslam dünyasında özellikle son aylarda büyük olaylar yaşanıyor. Darbeler, idamlar, karışıklıklar, anlaşmazlıklar sonucunda her gün onlarca şehit veriyoruz. Bu olaylar için herkes bir suçlu ararken, aslında suçun kendimizde olabileceğini hiç düşünmüyoruz. Olan olaylardan, birlik olmayı istemeyen, bütün Müslümanları kardeşi görüp kendisini hepsinden sorumlu hissetmeyen, kendi rahatının peşinde koşan ve kendi rahatını, huzurunu yeterli gören kişilerin sorumlu olduğunu düşünmüyoruz.

Dünyanın dört bir yanındaki Müslüman ülkelerde şu an kardeşlerimiz acı çekiyorlar. Bir kısmı ülkelerindeki iç savaştan dolayı evlerini, işlerini, akrabalarını kısacası tüm hayatlarını bırakıp başka ülkelere yerleşmek zorunda kaldılar. Bir kısmının böyle bir imkanları bile yok. Bulundukları yerlerde hergün silah ve bomba sesleri ile yaşamaya devam etmek zorundalar, bir gün bombalardan bir tanesinin kendi çatılarına isabet edeceği endişesiyle. Bazıları her an kapılarının çalınması tedirginliği ile yaşıyor. Çünkü kapılarını çalanlar kolaylıkla ev halkından birilerini alıp sudan bir sebeple götürebilir ve ailenin bir daha o kişiyi değil görmesi, haber alması bile mümkün olmaz. İşkence gören, tecavüz edilen, kurşuna dizilerek şehit edilen, ibadetlerini yapmalarına asla izin verilmeyen kadınların, erkeklerin, yaşlıların, çocukların, daha kundakta can veren bebeklerin kendilerine yardım edecek vicdanlı kişilere ihtiyaçları var.

Kimse benim olan bitenden haberim yok diyemez. Gazeteler, televizyonlar, radyolar, sosyal paylaşım siteleri hergün bu haberleri veriyor. Ama birçok kişi bu haberleri okuduktan sonra hemen unutup “Bu kişileri kurtarmak, olayları yatıştırmak bana mı kaldı?” diyerek kendi hayatına devam ediyor. Çoğu kişi Müslümanların birbirinden sorumlu olduğunu düşünmüyor. Kendi sıcak evinde, 5 çeşit yemeğini yerken, Suriye’de açlıktan ve soğuktan ölen çocuklar aklının bir köşesinde bile değil.

Halbuki bugün sessiz kaldığı ve kendisinden çok uzak gördüğü fitnenin, bir gün kendisini de kuşatabileceğini düşünmüyor. Bir Müslümanın kendisine dokunmayan zulme karşı sessiz kalmasının, kendi rahatını bozmamak için başka bir Müslüman kardeşinin rahatı için çaba göstermemesinin, zulüm gören Müslüman kardeşlerini “O ülkede olanlar beni ilgilendirmez beni kendi ülkem ilgilendirir” diyerek yanlız bırakmasının Allah katındaki karşılığını da düşünmüyor.

ZULME RIZA GÖSTEREN ZULME ORTAK OLUYOR DEMEKTİR.

Allah ayetinde şöyle bildiriyor.

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına çaba göstermiyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75)

Allah soruyor; neden çaba göstermiyorsunuz? Çaba nasıl mı olmalı? Çaba bütün Müslüman ülkelerdeki zulmün son bulması, bu ülkelerin ve halklarının huzura ermesi için tek çözüm olan İslam Birliği’nin istenmesi ile olur.

İslam Birliği’ni istemeyenler, bu birliği zor görenler, bu birlik için yapılan çalışmalara destek değil köstek olanlar unutmasınlar ki; Filistin’de bir okula atılan bomba sonucunda şehit olan her çocuktan, Suriye’de donarak can veren her bebekten, Doğu Türkistan’da evinden alınarak tecavüz edilen her genç kızdan, Mısır’da keskin nişancıların mermisiyle şehit olan her candan, Patani’de işkence gören her kardeşimden, Afganistan’da, Çad’da, Kırım’da, Kerkük’te, Moro’da ve diğer Müslüman ülkelerde acı çeken her Müslümandan sorumludurlar. Bu kişilerin sorumluluğu zulmü yapan kadar, zulme rıza gösterenin de boynunadır ve ahirette kesin hesabını verecektir.

İslam Birliği hemen ve acil olarak kurulmalıdır. Şu an tek çözüm ve kurtuluş bu birliktedir. İslam Birliği sadece Müslüman ülkelere değil tüm Dünyaya huzur ve rahatlık getirecektir. İslam Birliği ile silahlanma, kavgalar ve çatışmalar ortadan kalkacak, büyük bir zenginlik olacak, terör son bulacak, adalet ve hakkaniyet hakim olacak, kimse korku ve tedirginlik içinde olmayacak, dini, dili, ırkı ne olursa olsun herkes ibadetlerini rahatça yerine getirebilecek. Müslümanlar birlik olduklarında, ayrılık ortadan kalkacak, büyük bir güç oluşacak ve İslam dünyası sürekli yönlendirilen, iç işlerine müdahale edilen, darbe yapılan, ekonomik olarak dış ülkelere bağımlı, siyasi olarak küresel güçlerin sözünü dinlemek durumunda bırakılan sistemden kurtulacak.

Müslümanların yapması gereken kardeş olduğumuzu hatırlayıp mezhep çatışmalarını, anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp ortak paydalarda birlik olup İslam Birliğini acil olarak kurmaktır. Tüm İslam alemi ancak birlik olduğunda güçlü olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin 21. Lemalar risalesinde bildirdiği gibi “birlik” olduğu zaman vücudun tüm azaları rahat ederek tıpkı bir fabrikanın çarkları gibi birbirleriyle son derece uyumlu ve birbirlerini tamamlayıcı yönde hareket etmeye başlarlar. İslam ahlakının getirdiği güzel ahlakla, bir el diğer elle rekabet etmez, bir göz diğer gözü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalp ruhun ayıbını görmez, tam tersine birbirlerinin noksanını tamamlar, kusurlarını örterler, her türlü ihtiyacını giderirler. Kısacası: İslam coğrafyasının her türlü hakları korunur, ayrımcılık, haksızlık, zulüm son bulur, siyasi, sosyal ve iktisadi olarak müthiş bir güç ortaya çıkar.

Müslüman alemi kan ağlarken yapılması gereken insanın kendi başının çaresine bakması değil, her Müslümanın diğeri için de ciddi bir çaba göstermesidir. Allah, Kuran’da tüm Müslümanların kardeş ve birlik olmaları gerektiğine dikkat çeker:

“Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse Bana ibadet ediniz. Onlar, işlerini kendi aralarında parça parça dağıttılar (dinlerinde bölünmeler yaptılar); hepsi Biz’e döneceklerdir.” (Enbiya Suresi, 92-93)

“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Müslüman alemi birlik olmayarak bugüne kadar çok acılar çekti, çok kayıplar verdi. Birlik olmadıığımız sürece de bu acılar devam edecek. Artık Alevi, Sünni, Şii, Vahabi, Caferi ve diğer mezheplere mensup tüm Müslümanlar din kardeşi olduklarının şuuruna varmalı, işkence gören, yurtlarından sürülen, öldürülen, sakat bırakılan Müslümanların haykırışlarına kulak vermeli, zaten bugüne kadar çok vakit kaybettiklerini bir an önce kavrayıp daha fazla vakit kaybetmemek için derhal harekete geçmelidirler. Unutulmamalıdır ki, birleşmek ve ayrılığa düşmemek, Allah’ın hepimize farz kıldığı bir hükümdür.  Allah’ın bu hükmünü aciliyetle yerine getirmek Allah’ın rızasına en uygun olan davranış olacaktır. Çünkü müminler ancak kardeştirler. (Hucurat Suresi, 10)

 

didemrahvanci@yahoo.com
https://twitter.com/DidemRahvanci
http://didem-rahvanci.com

 

 

 

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)