Warning: is_readable(): open_basedir restriction in effect. File(D:\vhosts\didem-rahvanci.com\http/wp-content/plugins/D:\vhosts\didem-rahvanci.com\http\wp-content\plugins\nextgen-gallery\lang/nggallery-tr_TR.mo) is not within the allowed path(s): (D:\vhosts\didem-rahvanci.com\) in D:\vhosts\didem-rahvanci.com\http\wp-includes\l10n.php on line 457
Didem Rahvancı – İSLAM’ DA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ VE LAİKLİK – Didem Rahvancı

İSLAM’ DA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ VE LAİKLİK – Didem Rahvancı

Yaşadığımız dünyada Hıristiyanlıktan ateizme, Musevilikten Hinduizm’e kadar farklı dinlere ve inançlara sahip insan toplulukları vardır. Böyle bir dünyada yaşayan Müslümanlar, karşılarındaki insanın dini ve inancı her ne olursa olsun hoşgörülü olmakla, affetmekle, adil ve insancıl davranmakla yükümlüdürler.

 

İslam dininde Müslümanlara yükletilen sorumluluk Allah’ın dinine güzellikle, barış ve hoşgörüyle davet etmektir. İslam insanlara fikir, düşünce ve yaşam özgürlüğü sağlarken, insanlar arasında gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerinin hakkında olumsuz konuşmayı ve hatta olumsuz düşünceyi dahi engelleyen ve yasaklayan emirler getirmiştir. İslam terör ve şiddet eylemlerine kesinlikle karşı olduğu gibi, insanların üzerinde fikri olarak dahi en ufak bir baskı kurulmasını yasaklamıştır.

 

İnsanların bir dine inanmaya veya o dinin ibadetlerini uygulamaya zorlanması, İslam’ın özüne ve ruhuna aykırıdır. Çünkü İslam’da samimi iman ancak özgür irade ve vicdani bir kabul ile mümkündür. Kuran ahlakının, en güzel sözle insanlara anlatılması, tüm iman edenlerin üzerine yükletilen bir sorumluluktur. İman edenler “… Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır…” (Nahl Suresi, 125) ayeti doğrultusunda din ahlakının güzelliklerini anlatır, ancak “Onların hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir. Ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir.” (Bakara Suresi, 272) ayetinin de bilincinde davranırlar. Asla zorlama yapmaz, insanlar üzerinde maddi ya da manevi baskı uygulamazlar. Tebliğlerine karşılık olumsuz bir cevap aldıklarında Müslümanların verdikleri cevap “Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun Suresi, 6) şeklindedir.

 

İnsanların ibadet yapmaya zorlandıkları bir toplum modeli İslam’a tamamen aykırıdır. Çünkü inanç ve ibadet, sadece Allah’a yönelik ve kişinin kendi seçimiyle olduğunda bir değer taşır. Eğer bir sistem insanları inanca ve ibadete zorlayacak olursa, bu durumda insanlar o sistemden korktukları için dindar olurlar. Din açısından makbul olan ise, vicdanların tamamen serbest bırakıldığı bir ortamda Allah rızası için din ahlakının yaşanmasıdır.

 

Bir toplumun laik olması ve laiklik ilkesi de bu durumda ülkeler için çok önem taşır.

Laiklik ilkesinin temel amacı, toplumda inanç ve ibadet özgürlüğünü sağlamaktır. Anayasada belirtildiği üzere “laiklik”, Devletimiz’in vatandaşlarını bir dini benimseme, bu dinin gereklerini yerine getirme ya da getirmeme konusunda kendi vicdanları ile başbaşa bırakmasıdır; bu da onlara özgür bir seçim yapma imkanı verir. Bu ilke doğrultusunda, insanlar sahip oldukları  inanca göre özgürce yaşama ve ibadet etme imkanını ve güvencesini bulurlar.

Bir insanın İslam’ı din olarak benimsemesi, İslam’ı kabul ettikten sonra da, Kuran’da emredilen ibadetleri uygulaması ya da men edilen yasaklardan sakınması; tamamen kendi vicdanıyla ilgilidir. Elbette Müslümanlar, birbirlerini Kuran’da anlatılan ahlaki vasıfların uygulanması için uyarabilir, teşvik edebilirler. Ama bu konuda asla bir zorlama yapılamaz, kişi baskı yoluyla din ahlakını yaşamaya yönlendirilemez.

“Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.” (Bakara Suresi, 256)

Laik sistemde insanlar fikirlerini dürüstçe açıklarlar, dinsiz olanlar dinsiz olduğunu açıkça söyleyebilirler. İşte laiklik bir kişinin dinsiz olduğunu açıkça söylemesi hürriyetidir. Laikliğin olmadığı yerde münafık ve samimiyetsiz insanlar ortaya çıkar. Böyle bir ortamda dinsiz bir kişi  dindar olduğunu, hatta çok takva olduğunu söyler, bu konuda adeta rol yapar  ve bir sanatçı gibi oyun oynayarak etrafını kandırır. Bu ise son derece samimiyetsiz ve oldukça çirkin bir davranış biçimidir.

Laik anlayışta inançlı insanlar da, dinsiz insanlar da, farklı dinlere mensup kişiler de, yaşadıkları ülkenin vatandaşıdırlar ve ayrım yapılmadan herkes tüm hak ve özgürlüklere sahip birinci sınıf insandır.

Mustafa Kemal’in de dediği gibi, laik hükümet kavramından dinsizlik manası çıkmaz.  Tam tersine isteyenin istediği inancı rahatlıkla yaşayabileceği bir ülke manası çıkar.

Laiklik İslam’ı koruma altına alırken, samimi iman eden Müslüman erkeklerin ve kadınların inançlarını rahatça yaşamaları için de gerekli özgürlüğü sağlar.

Dolayısıyla laik sistem, İslam’da yer alan düşünce özgürlüğünün en iyi yaşanabileceği sistemdir ve mutlaka gereklidir.

didemrahvanci@yahoo.com
https://twitter.com/DidemRahvanci
http://didem-rahvanci.com

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)